Özelleştirme ve İşten Atılmalara bir örnek: SEKA - EYLÜL 2003
SEKA

Özelleştirme ve İşten Atılmalara bir örnek:

SEKA

Özelleştirme kapsamına alınan SEKA Afyon, Balıkesir, Çaycuma, Kastamonu, Giresun işletmelerinin satışına Haziran ayı itibariyle başlandı. 02.06.2003 tarihinde Afyon SEKA işletmesi 1 milyon dolara Çalık Holding’e, 26.06.2003’de Balıkesir SEKA Albayraklar’a, 29.06.2003’de Çaycuma işletmeleri Oyka’ya, Giresun Aksu işletmeleri ise 3.5 milyon dolara Milda’ya (Albayrak’ın yan işletmesi olduğu söyleniyor) satıldı. Özelleştirme sonucunda Afyon’dan 159, Balıkesir’den 180, Çaycuma’dan 200 işçi işten atıldı. İşletmeleri alan şirketlerin satışın hemen ardından işçilerin işine son vermesi işletmelerin çalıştırılmayıp içinin boşaltılacağının bir göstergesi sayılabilir. 2004 Bütçesine batık bankalar için karşılık koyan hükümet, çalışlanlar için en ufak bir kaynak ayırmayı düşünmüyor.

Balıkesir ve Giresun SEKA işletmeleri gazete kağıdı üretmekteydi. Türkiye’nin gazete kağıdı ihtiyacının yüzde 80’i buralardan karşılanmaktaydı. Geri kalan yüzde 20 açık ise Rusya’dan ithal edilen kağıtla karşılanmaktaydı. İşçiler, bu işletmelerin çalıştırılmayıp, makinelerin Ortadoğu ülkelerine satılacağını söylüyorlar. Balıkesir işletmelerinde yaş ortalaması oldukça genç olan ve SEKA’nın çıraklık okulunda yetiştirilmiş işçiler olması dikkati çekiyor. Genç işçilerin direnişi üzerinden Balıkesir işletme ve sendikası diğer işletme ve sendika şubelerini peşine takıp Ankara’ya Türk-İş’in önüne, 13 gün süren eyleme çekmiş. Bedavaya özelleştirilen bu işletme üzerindeki uygulama mahkeme kararıyla durduruldu. Çünkü çok ucuza satıldığına karar verildi. Ucuz ya da pahalı, uygulamanın kendisi ise talan tanımından başka bir sözü hak etmiyor. Talanın ucuzu ya da pahalısı arasında talan edilenler açısından bir fark yoktur. İşçi sınıfına yapılan saldırı her cephede sürüyor.

Kamu emekçilerinin, Kültür ve Turizm Bakanlıklarındaki sürgün ve tayinlerin amacı ise çalışanların istifalarını sağlamak ve bu yolla işten ayrılanların yerine mümkün olduğunca ve IMF’nin gözünden kaçırılabildiği ölçüde partizan atamalar yapmak. Bu açıdan sendikal mücadelede sınıf çizgisini, sınıf sendikacılığını savunanların ilk hedef olarak seçilmesi tesadüf değil. Bu alandaki mücadelinin ise yeni bir sendikal anlayışı, mücadeleci bir çizgiyi benimseme zorunluluğu kaçınılmaz ve bir dizi eylem ve etkinlik şimdi gecikmeden düşünülüp yürürlüğe koyulmalı Ancak işçilerin bu eylemden kazanımları, uzlaşmacı sendikanın ne olduğunu ve haklarını kimin kimlere karşı ne kadar savunup savunamayacağı olsa gerek. İşçilere, “Türk- İş nerede biz oradayız” dışında slogan attırmayan ve özelleştirmelere karşı çıkmayan Türk-İş yönetimi işçilerin nasıl satılacağının örneğini de vermiş oldu. Şimdi bulundukları alanlar birbirlerinden ne kadar yalıtık olursa olsu, işçi sınıfının bütün parçalarının bir ve beraber olmaları gereken bir süreç önümüzde durmaktadır.